Haber: ‘Medya tık almak için şiddeti yeniden üretiyor’

237
views

26 Şubat 2018 02:51

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneğinden Şehlem Kaçar, medyada kullanılan dilin kadın ve çocuklara dönük suçları yeniden ürettiğini söyledi.

Meltem AKYOL
İstanbul

Kadın cinayetleri, cinsel şiddet, çocuk istismarı… Kadın ve çocuklar her gün cinsel şiddetle karşılaşıyor; 3 yaşında, 4.5 yaşında, 5, 10, 15, 17 yaşındaki çocuklar istismar ediliyor. Her gün açıklanan veriler cinsel şiddet ve istismar vakalarındaki artışı gözler önüne seriyor.

Ortaya çıkan tablo ne mevcut siyasi iklimden ne yargının ne de medyanın tutumundan bağımsız değil elbette.

MEDYA CİNSEL ŞİDDETİN NERESİNDE?

Faili ‘koruyup’ kollayan, tık almak için tecavüze uğramış kadının fotoğraflarından galeriler yapan, istismarın, tecavüzün tüm detaylarının yer aldığı haberlere imza atan medya, bu şiddetin neresinde duruyor? Bu soruyu ve daha fazlasını Cinsel Şiddetle Mücadele Derneğinden Şehlem Kaçar’a sorduk.

Kaçar, yaşanan tecavüzü, istismarı haberleştirirken kullanılan dilin nelere yol açabileceğini tüm yanları ile ortaya koydu:

Çocuğun maruz bırakıldığı şiddetin tüm detaylarını vermek ‘çocuk hakkı ihlali’ dahası ‘çocuk istismarı’dır. Verilen detaylar insanları çaresizliğe umutsuzluğa iter. Tık almak için tecavüze uğrayan kişinin erotik fotoğraflarını paylaşan medya, ‘bunu hak etti’ algısı yaratıyor. Bunu yapan medya şiddeti yeniden üretiyor.

İSTİRMARI AYRINTILARI İLE VERMEK NEYE YOL AÇAR?

Çocuk istismarının, çocuğu ihmal etme, yetişkin, ebeveyn, bakıcı gibi kişilerin çocukların gelişimlerini kısıtlayan her türlü eylemleri ya da ihmalleri olduğunun altını çizen Şehlem Kaçar, “Yani, çocuk istismarı daha genel bir kavramdır. Cinsel istismar ise, bir yetişkinden çocuğa gelen cinsel şiddet biçimidir. Medyada yer alan ve çocuğun maruz bırakıldığı şiddeti en ince ayrıntısına kadar anlatan yazıları tabii ki çocuk hakkı ihlali ve çocuk istismarı olarak görüyorum. Çocukların yetişkin dünyasındaki her hangi bir algıya hizmet ettirilmesi, grafik detaylara yer verilmesi de çocuk istismarıdır. Mahkeme raporları ve tutanaklar olduğu gibi paylaşılmamalıdır. Haberin çerçevesi uzman görüşleri ile genişletilmeli, bu durumlarda münferit değil sistematik vurgusu yapılmalıdır” diye konuştu.

DETAYLAR İNSANLARI ÇARESİZLİĞE İTİYOR

Geçtiğimiz günlerde Adana’da 3 yaşındaki çocuğun cinsel istismara uğraması sonrasında hazırlanan raporun tüm detayları ile paylaşılmasını eleştiren Kaçar, “Raporların, şiddet olaylarının bu kadar detay içererek verilmesi hem hak ihlali; hem de toplumun, hayatta kalanların üzerinde çok olumsuz psikolojik etkileri olduğunu düşünüyoruz. Bu detayların toplumu güçlendirme, mücadeleye teşvik etme gibi bir amacı yok, insanları dehşete, öfke ve çaresizliğe sürükleme, lince teşvik etme işlevleri görüyor. Bir süre sonra da uyuşuyoruz. Şiddeti oluşturan koşullara odaklanılmasını, çözüm için tartışılmasını, demokratik toplumsal taleplerin oluşturulmasını, kişi ve kurumların kendi sorumluluklarıyla ve sistemle yüzleşmesini, bizim dönüp kendimize bakmamızı da engelliyor” diye konuştu.

‘ŞİDDETİN PORNOGRAFİSİ’ ÜRETİLİYOR

Bu nedenle şiddet pazarlandığını ve yaygınlaştırılarak yeniden üretildiğini ifade eden Kaçar devamında şu değerlendirmeyi yaptı:

“O zaman da idam, hadım, ağırlaştırılmış müebbet çığlıkları dışında hiçbir ses duyulmuyor. Fail canavarlaştırılıyor, geri kalan kısma pek bakmak istemiyoruz. Örneğin hayatta kalanın sağaltılması, güçlendirilmesi vb. konulara. Cezasızlık dediğimiz şeyin ne olduğunu dahi aslında tartışamıyoruz. Hatırlayın, can çekişen, son nefesini vermekte olan bir kadının fotoğrafını bir büyük gazete tam sayfa basmıştı. Şiddet pornografisinin üretilmesinin sonu yok ve bunun toplum, bireyler, şiddet gören, kısacası her birimiz üzerindeki olumsuz etkilerine odaklanan çalışma ve yorumlara çok fazla yer verilmiyor.”

TIK ALMAK İÇİN BİREY HİÇE SAYILIYOR

Medyanın sansasyon yaratmak veya tıklama sayılarını arttırmak için bireyin hakkını hiçe sayarak haber yaptığına dikkat çeken Kaçar, “Cinsel şiddetle ilgili yaygın mitlerden beslenen bir yayıncılık anlayışı var. Cinsel şiddet bir suçtur, cinsellik değildir. Aslında haberlerin genel çerçevesi ‘mağdur suçlayıcılık’tan besleniyor. Mağdur suçlayıcılık, cinsel şiddete maruz bırakılan kişiye karşı kusur ve kabahat bularak onu durumun nedeni olarak gösterir. Mağdur suçlayıcılar ‘hiç kimse cinsel şiddeti hak etmez’ yerine ‘bazı insanlar cinsel şiddeti hak eder’ düşüncesinden beslenir. Çoğu zaman açıktan suçlamada bulunmaz, örtük olarak mağdurun şiddeti hak ettiğini telkin ederler. Ancak ‘şunu yapan tacizi hak eder’, ‘bunu giyen tecavüzü hak eder’ gibi açıktan mağdur suçlayıcılar da bulunmaktadır. Mağdurun cinsel şiddeti hak etmediğini ispata çalışan çeşitli ahlaki-toplumsal gerekçeler sunulması da aynı yaklaşımı (bazıları yaptıklarıyla cinsel şiddeti hak eder) beslediği için dolaylı olarak mağdur suçlayıcılıktır. Yani tıklama sayısını arttırmak için kişinin erotik fotoğraflarını kullanırsanız yine bunu yapmış oluyorsunuz. ‘O haberde fail nerede?’ mesela bunu sormak gerekiyor” dedi.

KULLANILAN GÖRSELLER İSTİSMAR EDİYOR

Haberlerde kullanılan görsellerin de çok önemli olduğuna vurgu yapan Şehlem Kaçar, “Cinsel istismar haberlerinde asla çocuk görseli kullanılmamalı. Bulanmış veya dramatik efektler kullanılmış çocuk fotoğrafları, temsili çocuk görselleri, çocukların kullanıldığı reklam ve kampanya görselleri ya da duygusal sömürü içeren metaforik görsellerin kullanıldığına şahit olabiliyoruz. Örneğin; kırılmış oyuncak (araba veya bez bebek), çocuk silüetleri, ağlayan-utanan çocuk imajları, kızgın çocuk görseli, dur işareti yapan çocuk görseli, gelinlikli çocuk görseli, kınalı çocuk eli görseli vb. Görsellerde çocukların kullanımı, rızaya dayalı olamayacağından; çocukların yetişkin dünyasında herhangi bir algıya hizmet etmek üzere kullanılmaları, istismar edilmeleri anlamına gelir. Görsellerin kullanımının yanında haber dillerinde ya da çerçevelerinde de sorunlar gözlemliyoruz. Konunun siyaset üstü bir mesele olduğu kimi zaman unutuluyor, hayatta kalanın hakkına odaklanılmıyor ya da diğer hayatta kalanların haberlerden nasıl etkileneceği düşünülmüyor” diye konuştu.

‘MEDYA İSTİSMARI MEŞRULAŞTIRMAMALI’

Yapılan haberlere ya da sosyal medya paylaşımlarında kullanılan dile dair eleştiriler getirildiğinde, “Benim dilimde sorun yok, ben kötü niyetli değilim, amacım teşhir etmek, ben teşhir ediyorum, yeniden üretmiyorum” gibi yanıtlar alındığını hatırlatan Şehlem Kaçar, haber dilini kurarken hayatta kalanın bu haberi okurken ne hissedeceğini düşünmek gerektiğini ifade etti.

Sosyal eşitsizlik üzerine kurulan bir sistemde yaşadığımızı, güç ve otorite ilişkilerinden kaynaklanan bir şiddet türü ile karşı karşıya olunduğuna dikkat çeken Kaçar şöyle konuştu:
“Faillerin bu ‘otorite’den aldıkları gücü kullanmaları da şans eseri değil. Kapitalist sistemin yarattığı cinsiyetçi, heteronormatif güç dengesizliklerine değinmeliyiz. Yargıdaki cezasızlıklara ses çıkarmalıyız. Ceza artırımlarının cezasızlığı getireceğini öngörerek ceza artırım talepleri ya da bir insan hakkı ihlali olan idam gibi taleplerde bulunmamalıyız. Uygulamanın düzeltilmesi konusunda yetkilileri adım atmaya çağırmalıyız. Siyasi iktidar bu konu ile ilgili koruyucu ve önleyici bir tutum geliştirmeli, bu yönde taleplerimizi dile getirmeliyiz. Çocuğun yüksek yararını her adımda düşünmeliyiz. Cinsel istismarın geçtiği ortamda aile bireylerinin hayatta kalanı susturması sorun, bu nedenle maruz bırakılan kişinin konuşmasını teşvik edici güvenli ortamlar sağlamalıyız. Çocuklarımızın bedensel söz hakkına saygı duymalıyız. Yani cinsel şiddeti önlemek için konunun çok boyutlu olduğunu kavramalı, hepimizin yapabilecekleri olduğunu unutmamalıyız. Savcılar dava açmalı, hakimler ceza vermeli, medya da tüm bu durumları meşrulaştırıcı dili kullanmaktan artık vazgeçmeli!”

BERRAK TÜZÜNATAÇ ÖRNEĞİ…

NTV’nin oyuncu Berrak Tüzünataç’ın kıyafetine ilişkin yaptığı haberde “Berrak Tüzünataç’ın davetkâr beyaz stili” ifadesini kullanması ve sonrasında medyadaki cinsiyetçi söylemin tartışmaya açıldığına dikkat çeken Kaçar, şunları söyledi:
“Medyanın algı yaratmada bir gücü var. ‘Giydiği kıyafetten aldıkları cesaretle’ ya da ‘davetkar’ gibi tanımlamalar kullanmak yine toplumsal cinsiyet mitlerini üretmektir. Yani kıyafetin rıza ile eş değer görülmesi sakıncası var; tamlama kişinin “giydiği kıyafet nedeniyle … başına geldi” gibi nedenleştirmelerden, uygulamada gördüğümüz eril zihniyetten pek farklı değil. Diğer taraftan ahlakçılık da bir sorun. Cinsel şiddet ne giydiğimizle ilgili değildir, arzu, rıza aynı şeyler değildir, cinsel şiddet cinsellik değildir. Medya’nın cinsel şiddetle mücadelede sorumlu haber anlayışını benimseyerek, etik davranması, kullandığı dili tekrar tekrar kontrol etmesi ve cinsiyetçi zihniyetini değiştirmesi gerekiyor. Medya çalışanlarını bu nedenle medyaya yönelik verdiğimiz “Cinsel Şiddet Alanında Hak Temelli Habercilik” eğitimimizi almaya, ‘Birlikte ne yapabiliriz’i düşünmeye, işbirlikleri geliştirmeye ve sorumlu haber anlayışını benimsemeye ‘davet’ ediyoruz!” diye konuştu.

‘HABER YAPARKEN BUNLARDAN KAÇININ’

Şehlem Kaçar, kadın cinayeti, çocuk istismarı haberleri yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini de şöyle sıraladı:

– Şiddeti yaşayan kişinin beyanına yer verirken “iddiasıyla” gibi şüphe uyandırıcı ifadeler kullanmayın, nötr ifadeler kullanın.
– Şiddet faili için ‘sapık, canavar, saldırgan, pedofil’ gibi ifadeler kullanmayın. Bu ifadeler yanlış çıkarımlara sebep olur ve yanlış inanışları pekiştirir.